Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

oldukça sıradan

ne denir, bilirsiniz işte.. uzun zaman boş kalan insanlar kendilerinemutlak bir meşgale arar..

Ocak 2007 tarihli yazilar Ocak 2007 tarihli diger ogeler resimler , videolar

yine solumda oluyor ne oluyorsa..

Son günlerde sağımdan solumdan mutsuzluk fışkırıyor. Ama en çok solumdan..En çok da bu yüzden tedirginim zaten. İnançlarımı, sevmelerimi, yüreğimi ve bir de seni solumda saklıyorum ben. Solum bu kadar mutsuzken; nasıl barındırırım sizi orda.
Korkuyorum. Çok korkuyorum. Ya mutsuzluklarıma sızıp gidersen(iz) solumdan (!)

çok mu hesapsal yaşıyorum ne?

Dün sabah bir caddeyi karşıya geçecektim ki bir “58” ilişti gözüme.. anlaşılan o da karşıya geçmek istiyordu ama bu işi tek başına yapabilecek gibi değildi hiç. Neden sonra yardım etmeye karar verdim. Girdim koluna. Beraberce geçtik karşıya. “58”in gözleri gülüyordu. Bütün samimiyetiyle teşekkür etti bana. Ben de tüm samimiyetimle rica ettim ona..

Öğlene doğru bir “45” gördüm, köşedeki pidecide. Lahmacun yiyordu. Selam verdim geçerken. Duymadı. İşine kaptırmıştı kendini. Ben de üstelemedim. Geçip gittim yanından.

Akşama doğru bir “22” hızla geçti yanımdan. Peşinden “27”, “33”, “35” ve “37” .bağrışlar çağırışlar kopuyordu sokakta.. Arkama döndüm baktım bir “36” ağlıyordu. “noldu?” dedim kimse bir şey söylemedi. Ama biraz sonra “22”; “27” ve “35” in kolları arasında geçirildi meydandan. “36” hala ağlıyordu ama bu kez sövgüyle karışık bir feryattı tutturduğu.

Bu sabah bir “23”ün öpücüğü olmadan uyandım yine. Sonra aynada ki “21” e gülümsedim. Ve belki de kendi sözlerimi yine kendimin duymasından korktuğum için en küçük harflerle söyledim:

-21 oldun gülümse hadi (!) önünde 22,23…27,..33..35,36,37,….45 ve belki 58 var. Gülümse hadi(!)

&&&

ben hala uyanamadım..
bu bir düş olsa gerek, rakamlar geçip gidiyor önüm sıra..

fasülyenin ahı tutar sonra..

Bean, Jones New Stringless Wax Bean - Maules 1904 -günaydın!
(bu “günaydın” , pencerenin önünde durmakta olan ve sadece toprakla doldurulmuş gibi gözüken, kahverengi saksıdaki tohuma.)

önceki sabah fasulye ektim saksıya. Bilirim fasülyeyi ekmeden önce çimlendirmek gerekir ama o kadar bekleyecek takatim yok.iki gündür adını hatırlamaya calışıyorum: hani bir masal vardı.hani bir çocuk fasülye ekiyordu da toprağa, sonra o fasülyeyi merdiven yapıp çıkıveriyordu göğe.sonra dev midir devasal mıdır, bir adamla başı derde giriyordu,hani. Ah bir de altın yumurtlayan tavuk olacaktı masalın bir yerinde..

neyse efendim, benim derdim tavukla yada altınla değil zaten.(hele altın yumurtlayan tavukla hiç değil.)

ne diyorduk? Fasulye ektim saksıya. İnşallah şöyle göğe kadar uzanan bir de sırık bulucam yakın zamanda. Dikicem sırığı fasülyenin yanına . sırığa sarılan fasulyem de değecek gökkubbeye.. sonra ver elini gökyüzü.

Fasulyenin sırığa sarılması çok rmantik oldu sanırım. Neyse zaten yapmaz fasulye öyle şey. Olsa olsa koluna girer sırığın. Ve ondan sonra ver elini gökyüzü..

Diyeceksiniz bu kez fazla uçtun..
Ben de onu diyorum zaten. Çıkıcam gökyüzüne. Bulutların üstünde keyif çatıcam. Çayımı alacam elime, türkümü doluycam dilime.. bakıcam yeryüzüne.. sonra çözücem ne kadar sıkıntı varsa, aşağıda..
.
.
.

yok yok en iyisi vazgeçmek bu düşten. Yol yakınken çıkarayım ben, saksıdaki tohumu yerinden..

ne açlıklar biter, ne ölümler durur, ne gözyaşı kurur; yukarıdan bakmakla. Doğru değil hem bu tutturduğum yol..hem doğru olsa, bunca yıldır bize tepeden bakan büyüklerimiz çözmez miydi sıkıntılarımızı?

&&&

farz edin ki saksıda ki tohum dile geldi:

-tepeden bakmak istemiyorum!
-tepeden bakmanızı istemiyorum!!

kapıcı amcaya da zahmet olacak ama..

Akşam baya bir dağıtmışız evi, iyice bir toplamak gerekecek.. Gözüm korktu doğrusu. Nerden başlasam acaba?

Hımm.. en iyisi kendi odamdan başlamak. Bi kere önce şu yerlere saçılmış müsvetteleri çöpe atayım. Sonra kıyafetleri katlayayım..
.
.
evet sıra mutfakta. Keşke yıkasaydım akşamdan bulaşıkları. Şimdi bir de mutfakla uğraşmak zorunda kalmazdım. Neyse ilk iş şu tabaklarda kalanları çöpe atayım.sonra biraz su ısıtmalıyım..
.
.
bakalım başka ne iş var yapacak? Ah evet salon. Solanda da toplanmayı bekleyen kanepe örtüleri büyük bir heyecanla beni bekliyor. Ama önce şu üzerine boya dökülen gazeteleri bir çöpe atayım..
.
.

hay Allah dolmuş çöp kutusu. Neyse zaten saat de yedi olmuş. Çöp torbasını kapının önüne çıkartsam artık kimse bir şey demez herhalde. biraz sonra gelir kapıcı amca da zaten, alır gider çöpleri..

&&&

tabi ya neden daha önce düşünmedim ki bunu? Bir torbada yüreğime geçircem bundan sonra. Dertlerle, kederlerle doldu mu, çıkarıp kapının önüne koycam torbayı. Gelsin, alsın kapıcı amca onu da..

günahtan korkuyordum

Küçüktüm o zamanlar.. Annem derdi hep:

- harama el uzatma kızım..

o zaman ben de derdim:

- haram nedir ki anne?
- haram; senin olmayandır.
- peki el uzatmak nedir anne?
- sahip olmaya çalışmaktır.
- peki harama el uzatırsam ne olur?
- günah olur kızım.
- peki günah nedir, günah olursa ne olur?
- günah kötüdür, eninde sonunda sana azap verir..

anneme sözüm vardı; harama el uzatmayacaktım. Ve birkaç zaman öncesine kadar da tuttum bu sözümü. . ta ki sevginin verdiği azapla, bir gece tatlı rüyamdan uyanana kadar..

isyan

05081901 Bakalım nasıl bir kelimeymiş bu?

Dilde “is” ve “yan” yan yana duruyor. İç içe geçmiyor. Sadece yan yana duruyor. “isyan” oluyor. Peki ya kalpte nasıl duruyor?

Hımm sol yanında duruyor olsa gerek.. yada belki de sadece benim yüreğimin sol “yan”ın da duruyor. Yüreğimin sol “yan” ını “is” tutuyor. Seviyorum bu “is”i ama ben. Hem yüreğimdeki dilimdeki gibi değil. Yüreğimde iç içe geçiyor “isyan”.
Dilimde cismi tutan “is”, yüreğimde sol “yan” ı tutuyor. Topyekün “İSYAN” oluyor

devamsızlık edesim var

l\'absent Komut: “Başla”

Başladım 1.kişi olarak. Etraf kalabalık. Yığınla kişi,yığınla olay dört dönüyor etrafımda. Onlar bilmiyorlar benim 1. kişi olduğumu. Peki ben nerden biliyorum bunu? Nerden çıkarıyorum?

Komut: “Devam et”

Devam ediyorum 1. kişi olarak. Olaylar çoğalıyor, kişiler çoğalıyor. 2. kişiyi bekliyorum. Gelmekte gecikmiyor 2. kişi. O da bilmiyor 2. kişi olduğunu. Peki ben nerden biliyorum bunu? Nerden çıkarıyorum?

Komut: “devamlı devam et”

Devamlı devam ediyorum. Olaylar azalıyor, kişiler azalıyor. Sadece 2. kişi kalıyor.2. kişi yerimi alıyor, 1. kişi oluyor. Ama ben bilmiyorum bunu. Peki o biliyor mu?

Komut: “yorulmadan devam et”

Yorulmadan devam edemiyorum.2. kişiyi 1. kişi olarak bulmak, kendimi bulamamak yoruyor beni. Çoğul yaşamaya da hiç yaşamamaya da alışkın değilim ben!

Komut: “zırvalama!”

Nasıl zırvalamam? “hür doğdum, hür yaşamalıyım” ama olmuyor işte. Çoğul yaşamaya başlayınca peşi sıra elinden kaçırıyorsun hürriyeti. Hesap vermeye başladığın anda; yitiyor özgürlüğün manası. İşte bu noktada başlıyor: hayata devamsızlık arzusu”

-devamsızlık yapmak istiyorum artık, hayata..

ama elimden tutup sürüklüyor 2. kişi (yada artık 1. kişi)

-hayata devamsızlık hakkın kalmadı, diyor.

-nası olur bu? Daha ben hiç kullanmadım ki devamsızlıklarımı..

cevap gelmiyor 2. (yada artık 1.) kişiden. Elimden tutyor, beraber tıpış tıpış gidiyoruz, hayatın devamsızlık kabul etmeyen sınıflarına..

ama içimde ukde kalıyor hep:

-1. kişi olmalıyım yeniden. 1. kişi olmalıyım yeniden. Hür dogdum hür yaşamalıyım..